İstanbul Üniversitesi
93 öğrenci ve mezun anlattı.

Kampüs Anlatımları

Ben lisedeyken hep Hacettepe’yi istiyordum. Çünkü puanı en yüksek olan oydu, sadece bu yüzden, ne eğitim sistemini biliyordum, ne de içinde bulunan öğrencilerin fikirlerini. Sonra sonuçlar açıklandı puanım yetmiyor, kaldı iki seçenek; Ankara Tıp ya da İstanbul Tıp (halk arasında Çapa). Sonra kalktım arkadaşlarımla İstanbul’a ve Ankara’ya gittim, maksat gezmek, biraz da bilgi almak. Oradaki asistanlarla ya da bütünlemeye kalmış olan öğrencilerle konuştum, ve Çapa’ya daha da sıcak bakmaya başladım. Tabi bir de İstanbul’a gelince kendi kendime demiştim ki: “Ben burada okumalıyım!” İşte o öğrencilerle konuşmam da bunu pekiştirmiş oldu. Demek istediğim İstanbul’da o kadar çok imkan var ki, sosyal, kültürel, ne açıdan bakarsanız bakın hayatının bir kısmını İstanbul’da geçirmeli insan, ve bu öğrencilikse eğer çok çok güzel :)
Avrupa'nın bile "İlk" Üniversiteleri arasında olan bir üniversite.

1453'ten günümüze gelen bir bilgi birikimi mevcut. "Üniversite'ye bu kapıdan girilir!" diyebileceğimiz o meşhur kapımız bile bir tercih sebebi. Ayrıca İstanbul'da olması sayesinde üniversite hayatınız son derece renkli ve eğlenceli geçecektir. Üniversite hayatı kişinin kendini en fazla geliştireceği zamanlardır, İstanbul'da bu imkanları kolaylıkla bulabilirsiniz. Unutmadan, "Etiket önemlidir."

*Gelen sorular üzerine ekleme ihtiyacı duydum: Sağlık sorunları nedeniyle "Gemi Adamı" olamayacaksanız İstanbul Üniversitesi, Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği-İşletme Bölümü sağlık raporu aramamakta ve üniforma zorunluluğu koymamaktadır. Bu nedenle İstanbul Üniversitesi'ni tercih edebilirsiniz.
Tüm cevapları (60) görmek için tıklayın.
Öyle bir yerde okuyorum ki, dersime doçent girse küçümsüyorum, var mı ötesi? Öylesine zengin bir kadro var ki İstanbul Tıp Fakültesi’nde, neredeyse tüm derslere profesörler giriyor, ilk başlarda bunun nasıl bir şey olduğunu anlamıyorsunuz ama sonra kafaya dank ediyor. Oha lan koskoca prof. burada ders anlatıyor ben dersi kırıyorum diye düşünüyor insan bazen.

Ayrıca laboratuarlarda herkese bir mikroskop düşüyor, hiç kimseyle paylaşmak zorunda değilsiniz ki bu çok önemli bence.

Ve Çapa, halk arasında o kadar iyi yer etmiş bir hastane ki Türkiye’nin her yerinden hastalar geliyor buraya, bazı çözülememiş vakalar en son Çapa’ya geliyorlar. Hatta başka bir yerde göremeyeceğiniz vakaların görüldüğünü söylerler, daha o sınıfa gelmedim bilmiyorum ama doğrudur herhalde.

Biraz da diğer taraftan bakarsak, yani eğlence kısmı, okul Taksim’e Beşiktaş’a çok yakın denebilecek bir yerde, tam olarak bir kampüs hayatı yaşayamıyorsunuz ama dersi kırıp taksime gidebiliyorsunuz, gelirseniz gideceksiniz zaten; ben dersi kırmam demeyin, kıracaksınız zaten. Diğer güzel yanlarından biri de bu, devam zorunluluğu yok, yoklama yok. Sadece uygulama yani laboratuar dersleri zorunlu o kadar.

Ve okul çok zor sayılmaz, tamam sınav dönemleri işkence çekersiniz, gözlerinizin altı morarır, uykusuzluktan kıvranırsınız, otobüste ayaktayken bile uyuyakalabilirsiniz ama iki sınav dönemi arası rahatsınız, dersi kırar gezer tozarsınız, insanlar tıpçı olduğunuza inanmaz :)
Hocalarının çok kaliteli olması. Eğitim sisteminin diğer üniversitelerden çok daha güzel olması. Türkiye'nin en büyük kütüphanesine sahip olması ve İstanbul Üniversitesi öğrencilerini hiçbir şeyden mahrum bırakmaması.
Tüm cevapları (49) görmek için tıklayın.
Çoook kalabalık. Tam olarak bilmiyorum ama bizim dönem neredeyse 500 kişi. Bu yüzden anatomi pratikleri işkence gibi geçiyor, diğerlerinde sorun yok ama anatomide tam anlamıyla işkence. Kadavrayı görmek bile zor oluyor ki hocanın anlattığını dinleyip de anlayacaksınız, biraz zor o iş. Ama sınav dönemi öncesi serbest çalışma saatlerinde her şeyi öğreniyorsunuz, çünkü mecbursunuz.

Ayrıca kampüs hayatı yok, ona da alışılıyor ama bazen insan imrenmiyor değil.

Spor salonu falan da beklemeyin, bir adet potamız var, iki tane de voleybol direği, ama file olmuyor bazen, zaten hiç oynayan da olmuyor.

Evet, sadece tıpçılar, dişçiler, hastalar ve arkadaşlarınız var. Zaten orayı yaşanabilir kılan da arkadaşlarınız, yoksa çekilmez olurdu. İyi arkadaşlarınız varsa kampüse de gerek kalmıyor zaten, o tamamı beton olan fakülte size çok güzel geliyor.
Bölüm adına beni rahatsız eden en önemli nokta, dönemin çok kalabalık olması.Eğer ki bu bölümün amacı bilim insanı yetiştirmekse, ülkenin imkanlarının da sınırlı olduğunu düşünürsek,az kişiye daha kaliteli eğitim imkanı sağlamak hızlı ve amaca yönelik olacaktır.Üniversite adına rahatsız olduğum konular ise,sayısı zamanla artmakla birlikte,resmi işlerin oldukça yavaş yürümesi, otomosyon sistemine geçileli neredeyse iki yıl olması,üniversite şenliklerinin belkide en kötü geçen şenlikler olması, eğitim dili Türkçe olacaksa dahi, İngilizce'nin tamamen göz ardı edilmesi.Ayrıca şunu da önceden bilerek gelmenizde fayda var, İstanbul Üniversite'sinde kampüs ortamını bulamazsınız, çünkü aynı mahallede komşu binalar olarak konumlanmıştır bölüm binaları( Avcılar Kampüsü hariç ) ve hayalinizdeki üniversite ortamına uzak olabilir bu durum.Ancak bu,iyi ki bu bölümde okuyorum dedirten ve senelerinizin birlikte harika geçtiği arkadaşlara sahip olmanıza engel değil ! Biyoloji Bölüm binasının izole olmuş, devasa bir bina olduğunu da düşünürsek,biraz izole ama çok sıkı bağlarınızın olduğu insanlar olacaktır hayatınızda...
Tüm cevapları (50) görmek için tıklayın.
Evet, kesinlikle.
Seviyorum çünkü İstanbul Üniversitesi, harika dostluklar,çok iyi iletişim kurabildiğiniz ve size ''bilim'' öğreten akademisyenler,İstanbul'da olma sebebim,tarih dolu harika bir fakülte,Almanya'da erasmus yapabilmem, hayatımın en güzel onbir ayını geçirebilmem,iyi bir biyoloji eğitimi ve bir evrim araştırmacısı olma yönünde ilk adımı attığım yer demek benim için...
Tüm cevapları (54) görmek için tıklayın.
Biyoloji bölümü gibi bir çok bölümde eğitim dilinin Türkçe olduğunu düşünürsek,ki bunu dezavantaj olarak görüyorum,İngilizce'yi ilk seneden yoğun bir şekilde öğrenmeye bakın.( Lisede yoğun İngilizce eğitimi aldıysanız önemi yok diyebilirim, ancak İngilizce'nizi yenilemeniz ve hayatınızdan bu dili konuşmayı, duymayı eksik etmemeniz gerekiyor).Bunu takiben ikinci bir dil de öğrenebilirsiniz,ki Erasmus bunun için inanılmaz bir fırsat.Ben Lise'de Almanca temelim oluştuğu için,Almanya'ya gitmeyi tercih ettim ve şu anda, İngilizce'den sonra ikinci yabancı dilim ve yeni yeni İspanyolca öğrenmeye başladım.( Aslında mesleki olarak getirisi olacağını düşündüğümden çok öğrenmesi kolay ve eğlenceli bir dil olduğundan ).Anlatmak istediğim, kendinize, diğer meslek gruplarındaki insanlara kıyasla daha fazla şey katmanız gerekecektir, dil bence ilk sırada.Sonrasında,yurt dışı ile mutlaka bağlantılar oluşturun,başka ülkelerdeki Profesörlerle iletişime geçmekten çekinmeyin ve bunu ilk yıllarda yapın.Kendi üzerimden örnek verecek olursam, çalışmaları ilgimi çeken birçok Profesörle iletişim kurdum,kurmayı denedim.Çabanızın karşılıksız kalması imkansız... Özellikle yurt dışındaki Profesörler, çalışmalarıyla ilgilendiğinizde inanılmaz pozitif yaklaşıyorlar.Bol bol bilimsel makale okuyun, bilimsel kitap... Kısacası kendinize sürekli bir şeyler ekleyin.İlk sene dersler kolay diyebilirim, birazcık üniversitenin ilk yıllarının getirdiği rehavet olabilir ancak yüksek ortalama yapmak ilk sene diğer senelere kıyasla oldukça kolay, bunu göz önünde bulundurmanızda fayda var.Yüksek ortalama yapıp sadece ezberleyen bir öğrenci olmanızdan çok, açık görüşlü,bilimin amacını anlayabilen,dünya insanı olabilmeyi başarmış olabilmenizin çok daha tercih edilme sebebi olduğunu da ekler, başarılar dilerim.
Endüstri Mühendisliği daha çok işletme ve işletme mühendisliği ile birlikte yeterlik, etkinlik ve verimlilik kavramlarıyla tanımlanabilir. Yani bir elektrik veya makine ya da bilgisayar mühendislikleri gibi değil. Saydığım dallarla ilgili sizi aydınlatacak yeterli bilgim yok. Ancak İstanbul Üniversitesi Endüstri Mühendisliği sektörde iyi olarak biliniyor. Bunda İstanbul İşletme fakültesinin kalitesi ve ortak hocalardan ders görmenin etkisi de var. Ayrıca bölüm hocaları da genellikle yol göstericidir.

Bence en önemli iş kişinin kendisine düşüyor. Sen başarılı olmak için çabalarsan başarıyı yakalarsın. Aslanlar gibi yatarsan mezun olunca da aslanlar gibi yatarsın.
Çok iyi yerlerde çalışan mezunlarımız var.
Hangi üni'de okursanız okuyun üç aşağı beş yukarı Endüstri Mühendisliğinde göreceğiniz dersler aynıdır. Kavramlar da çok fazla değişmez. Ama sonrasında kendinizi geliştirmek size kalıyor.

Bu arada şunu da atlamamak gerekir ki iş hayatına bir artı olarak başlamak istiyorsanız elbette marka üniversitelerden mezun olmanız önemlidir. Siz onları sıralayın.

YETERLİK, ETKİNLİK ve VERİMLİLİK bu üç kelimeyi bir yere yazmanızı ve çok iyi anlamanızı öneriyorum.
Tüm cevapları (37) görmek için tıklayın.
Çok harika imkanları bulunmaktadır. Hayat pahalılığına göre ülke seçersin ve ona göre erasmus başvurusu yaparsın. Ve bu ülkeler gerçekten üst düzey ekonomisi gelişmiş ülkeler ( finlandiya, belçika, isviçre vb. )
2013 yılından beri Kulübün Başına geçtiğimizden beri yurtdışı imkanlarımız, Erasmus sürecimiz başladı. Son yıllarda bölümümüz adına alınan Müdek ile bunu bir üst seviyeye çıkardık, ancak daha da ileriye götürmeliyiz.
Tüm cevapları (11) görmek için tıklayın.
İstanbul Üniversitesi, öğrencilerinin eğitimlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri için barınma sorunlarına titizlikle eğilmektedir. İstanbul Üniversitesi Yurtları Avcılar, Cerrahpaşa kampüslerinde ve Beylikdüzü’nde yer almaktadır.
Çok iyi olduğunu söylemek mümkün değil, ancak genelde öğrencilerin ilk tercihi olmaktadır.
Tüm cevapları (14) görmek için tıklayın.

Video Anlatımlar

Ar-Ge Uzmanı
Medikal Grup Müdürü
Senior Merchandise Planner
İşe Alım ve İşveren Markası Yönetimi Müdürü